HAMBURG - Siyaset Danışmanı ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Bülent Güven, AfD’nin Sachsen-Anhalt’ta yüzde 43,8 oy oranına ulaşmasının Almanya açısından önemli bir kırılma olduğunu belirterek, ülkede yaşayan Türkler ve diğer göçmen kökenlilere dikkat çeken bir uyarıda bulundu. Güven, “Herkesin bir B planı olsun, bavullar da hazır olsun” dedi.

Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.
👉 WhatsApp Kanalına Katıl“AFD İKTİDARA YAKLAŞTIKÇA RADİKALLEŞİYOR”
AfD’nin yükselişinin sürpriz olmadığını belirten Güven, anketlerin uzun süredir bu eğilimi gösterdiğini söyledi. Ancak partinin yüksek oy oranının sandığa yansımasının Almanya’da farklı bir siyasi atmosfer oluşturduğunu ifade etti.
Güven’e göre AfD’yi Avrupa’daki bazı aşırı sağ partilerden ayıran temel nokta, iktidara yaklaştıkça söylemlerini yumuşatmak yerine daha da sertleştirmesi.
SORUN SADECE GÖÇ DEĞİL
AfD’nin yükselişinin yalnızca göç politikasıyla açıklanamayacağını belirten Güven, küreselleşme, ekonomik kayıplar, düşük ücretler ve iş güvencesindeki zayıflamanın da seçmen davranışında etkili olduğunu söyledi.
Güven, ekonomik ve sosyal sorunların zamanla göçmenler ve Müslümanlar üzerinden tartışılmaya başlanmasının aşırı sağın güçlenmesine zemin hazırladığını savundu.
“GÜNLÜK HAYATA DA YANSIYABİLİR”
AfD’nin güçlenmesinin yalnızca parlamentodaki sandalye sayısıyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Güven, siyasi iklimdeki değişimin günlük yaşama da yansıyabileceğini söyledi.
Polis, resmi daire çalışanları, öğretmenler ve bazı işverenlerin göçmen kökenlilere yönelik tutumlarında değişiklik yaşanabileceği uyarısında bulunan Güven, aşırı sağ görüşlere sahip kesimlerin kendilerini daha güçlü hissetmeye başlayabileceğini ifade etti.
TÜRKLERE “B PLANI” UYARISI
Almanya’da yaşayan Türklerin geleceğine ilişkin değerlendirmede bulunan Güven, kısa vadeli bir ayrılık çağrısı yapmadığını ancak önümüzdeki 10-20 yıllık sürecin dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti.
Güven, “Ben herkesin bir B planı olsun derim. Bavullar da hazır olsun” sözleriyle AfD’nin yükselişinin geçici bir protesto hareketi olarak görülmemesi gerektiğini savundu.
