BERLİN - Eski Almanya Başbakanı Olaf Scholz, dünyada artan savaş ve krizlere rağmen umudun korunması gerektiğini belirterek, kalıcı barışın demokrasi, güvenlik ve ülkelerin egemenliğine saygıyla mümkün olabileceğini söyledi.

Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.
👉 WhatsApp Kanalına KatılHAMBURG – Eski Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Hamburg’da düzenlenen Harbour Front Edebiyat Festivali kapsamında gerçekleştirilen “25 Yıl Nine Eleven” etkinliğinde dünya barışı, güvenlik ve demokrasinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
UMUDUN KORUNMASI GEREKİYOR
Geleceğe güvenle bakmanın önemine dikkat çeken Scholz, insanların en zor dönemlerde bile umudunu kaybetmemesi gerektiğini söyledi.
Scholz, “İnsanlar için umutlu olabilmek önemli. Bazı durumlarda bunu yapmak mümkün olmayabilir. Ancak sonunda buna ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
“YÜZDE 100 GÜVENLİK MÜMKÜN DEĞİL”
11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleştirilen terör saldırılarına da değinen Scholz, bu tür saldırılara karşı yüzde 100 güvenliğin hiçbir zaman sağlanamayacağını belirtti.
Güvenliğin korunması amacıyla mümkün olan bütün önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Scholz, “Elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Bunun için mümkün olan hiçbir şeyi gözden kaçırmadığımızdan her zaman emin olmalıyız” dedi.
DEMOKRATİK TOPLUM VURGUSU
Demokratik toplum kültürünün güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Scholz, farklı din ve inançlara mensup insanların barış içinde bir arada yaşayabilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.
Dünyanın farklı nüfuz bölgelerine veya büyük güçlerin hâkim olduğu alanlara bölünmesine karşı çıkan Scholz, ülkelerin mevcut sınırlarının sorgulanmaması gerektiğini vurguladı.
“BÜYÜK ÜLKELER KÜÇÜK KOMŞULARINA HÜKMEDEMEZ”
Barışçıl bir dünyaya giden yolun medeniyetlerin birbiriyle mücadele etmesinden geçmediğini belirten Scholz, büyük ülkelerin küçük komşuları üzerinde hâkimiyet kurmasının kabul edilemeyeceğini söyledi.
“Bunun için hiçbir gerekçe ve hak yok” diyen Scholz, küçük ülkelerin büyük komşuları karşısında kendilerini güvende hissedebilmesinin kalıcı barışın temel koşullarından biri olduğunu ifade etti.
