Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Sosyal Medya

Görünmeyen Savaş, Dünya Çoktan Değişti

Görünmeyen Savaş, Dünya Çoktan Değişti
13886 Hit

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte dünyada “barış dönemi” beklentisi güç kazanmıştı. Ancak son yıllarda artan siyasi ve askeri gerilimler, bu iyimser tabloyu tersine çevirdi. Hibrit savaşlar, siber saldırılar, enerji altyapılarına yönelik sabotajlar ve vekâlet savaşları, küresel ölçekte yeni bir çatışma biçiminin zaten yürürlükte olduğu tartışmalarını beraberinde getirdi.

📲 Bizi WhatsApp Kanalımızdan Takip Edin

Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.

👉 WhatsApp Kanalına Katıl

Berlin’de on binlerce haneyi günlerce elektriksiz bırakan sabotaj saldırısı da bu yeni savaş türünün Avrupa’daki yansımalarından biri olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin anketlerde birinci sıraya yükselmesi, ABD’de Donald Trump’ın yeniden güç kazanması ve NATO’nun geleceğine dair artan soru işaretleri, Avrupa’nın siyasi ve güvenlik mimarisini derinden sarsıyor.

Peki, dünya gerçekten fiilen bir “Üçüncü Dünya Savaşı”nın içinde mi? Almanya ve Türkiye bu tabloda nasıl bir konumda? AfD’nin iktidar ihtimali Almanya’daki Türk toplumunu nasıl etkiler?

Siyaset Danışmanı ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Bülent Güven, bu soruları Hürriyet için değerlendirdi.

“Dünya fiilen üçüncü dünya savaşının içinde”

Dr. Güven’e göre, “Üçüncü Dünya Savaşı çıkar mı?” sorusu artık gerçeği tam olarak yansıtmıyor. “Dünya şu anda fiilen bir üçüncü dünya savaşının içinde” diyen Güven, savaş kavramının artık yalnızca cephe çatışmalarıyla sınırlı olmadığını vurguluyor.

Ukrayna’daki savaşın klasik bir vekâlet savaşı örneği olduğunu belirten Güven, Avrupa genelinde altyapılara yönelik siber saldırılar, enerji hatlarına sabotajlar, deniz altı internet kablolarının kesilmesi ve kritik savunma sanayii hedeflerine yönelik örtülü operasyonların hibrit savaşın parçası olduğunu ifade etti. Berlin’deki elektrik altyapısına yönelik saldırının da bu çerçevede okunması gerektiğini söyledi.

“Sıcak savaş ihtimali de masada”

Güven, hibrit savaşın yanında konvansiyonel bir savaş ihtimalinin de göz ardı edilemeyeceğini belirterek, ABD, Çin, Rusya ve Avrupa’nın yanı sıra Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel güçlerin de bu olasılığa göre askeri harcamalarını artırdığını dile getirdi. Trump yönetimiyle birlikte bu risklerin daha da arttığını savundu.

Almanya cephe ülkesi, Türkiye denge arayışında

Olası bir savaşta Almanya’nın coğrafi konumu nedeniyle doğrudan cephe ülkesi olacağını ifade eden Güven, ülkenin hem ekonomik hem de insani açıdan ağır bedeller ödeyebileceğini söyledi. Türkiye’nin ise NATO üyesi olmasına rağmen, geçmişte olduğu gibi denge politikası izleyerek tarafsız ya da mesafeli kalmaya çalışabileceğini belirtti.

Trump’ın NATO’ya yönelik tutumu ve Rusya’ya daha yakın söylemlerinin, “klasik NATO’nun hâlâ var olup olmadığı” sorusunu gündeme getirdiğini vurgulayan Güven, Türkiye’nin bu belirsizlik ortamında çok dikkatli hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

Almanya’nın Rusya politikası ve “dönüm noktası”

Eski Başbakan Olaf Scholz’un Ukrayna işgalini “dönüm noktası” olarak tanımlamasını hatırlatan Güven, Rus dış politikasında Batıcı ve Slavofil olmak üzere iki ana geleneğin bulunduğunu anlattı. NATO’nun doğuya genişlemesinin Rus milliyetçiliğini tetiklediğini ve Moskova’yı yeniden yayılmacı bir çizgiye ittiğini söyledi.

Avrupa savaşa hazırlanıyor mu?

Avrupalı istihbarat raporlarına göre Rusya’nın ekonomisini savaş ekonomisine dönüştürdüğünü aktaran Güven, önümüzdeki 5–8 yıl içinde Ukrayna dışında bir Avrupa ülkesinin hedef alınabileceği yönünde ciddi endişeler bulunduğunu belirtti. Bu nedenle Avrupa ülkelerinin hızla silahlandığını ifade etti.

AfD uyarısı: “En tehlikeli senaryolardan biri”

Almanya’da aşırı sağcı AfD’nin anketlerde birinci parti konumuna yükselmesini “çok tehlikeli” olarak nitelendiren Güven, partinin iktidara yaklaştıkça ılımlılaşmadığını, aksine daha radikalleştiğini söyledi. Böyle bir senaryonun göçmenler ve Müslümanlar açısından ciddi toplumsal riskler barındırdığı uyarısında bulundu.

Türk toplumu için stratejik uyarı

Almanya’daki Türk toplumunun kurumsal ve siyasi olarak daha stratejik hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Güven, vatandaş olanların oy kullanmasının, olmayanların ise vatandaşlık hakkını öncelik haline getirmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

“Türkiye-AB ilişkileri yeniden fırsat penceresi yakalayabilir”

Son olarak Türkiye-Almanya ve Türkiye-AB ilişkilerine değinen Güven, gelinen noktada Türkiye’nin hem güvenlik hem de tedarik zinciri açısından Avrupa için vazgeçilmez bir ülke haline geldiğini belirtti. Türkiye’nin bu stratejik konumunu doğru değerlendirmesi halinde AB tam üyeliği sürecini yeniden canlandırabileceğini ifade etti.