Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Sosyal Medya

Dijital Konfor Çağında Yüzeyselleşmek

Dijital Konfor Çağında Yüzeyselleşmek
26959 Hit

Dijital çağdan ne bekleriz? “Çağ” dediğiniz şey insanı ileri taşımaz mı? En azından tarih bize bunu anlattı. Taş devrinden sanayi devrimine, matbaadan ileri teknolojiye… Her kırılma, insanı biraz daha üretken, biraz daha bilinçli kıldı. Peki ya şimdi? İçinde yaşadığımız bu dijital çağ gerçekten ilerleme mi vaat ediyor, yoksa bizi sessiz sedasız bir gerilemenin içine mi çekiyor?
Geriden kastım eskiye dönmek değil. Daha ilkel, daha düşünmeden, daha yüzeysel bir noktaya savrulmak. 

İçerik Çok, Nitelik Az

📲 Bizi WhatsApp Kanalımızdan Takip Edin

Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.

👉 WhatsApp Kanalına Katıl

Bugün her şey “içerik”. Diziler, programlar, videolar, akımlar… Ancak bu bolluk, nitelikle aynı şey değil. Dijital platformlarda özensizce üretilmiş, günü kurtarmaya odaklı yapımlar hızla çoğalıyor. Senaryo derinliği yok, karakter inşası zayıf, anlatılan hikâye değil; yalnızca “tutacak” olan.

Toplum da izlediğiyle şekillenir. Sürekli bağıran, yüzeysel, hızlı tüketilen içerikler; düşünmeyi değil, geçip gitmeyi öğretir. Zamanla bu dil, bu üslup, bu sığlık normalleşir. İşte dijital gerileme tam da burada başlar: Seçme yetimizi kaybettiğimiz yerde.

Dinlediğimiz Müzik mi, Maruz Kaldığımız Ses mi?

Bir zamanlar müzik, duygu taşıyıcısıydı. Şimdi ise algoritmaların ürettiği ritimlere teslim durumdayız. Yapay enstrümanlar, tekno altyapılar, birbirine benzeyen sesler… Peki biz gerçekten bir şey mi dinliyoruz, yoksa sadece kulağımız dolu mu?

Şarkılar üç dakikada tüketiliyor, hissettirmeden geçiyor. Sözler ezberleniyor ama anlam taşımıyor. Dijitalleşme müziği erişilebilir kıldı belki ama ruhunu da inceltti. Dinlemekle duymak arasındaki farkı kaybettik.

Konuşuyor Muyuz, Mesajlaşıyor Muyuz?

İkili sohbetler, komşuluk, akrabalık, hatta eş ilişkileri… Hepsi dijital hızdan payını aldı. Aynı evin içinde mesaj atan insanlar, aynı masada sessizce ekran kaydıran aileler…

Konuşmak zaman ister. Dinlemek sabır ister. Dijital dünya ise hız dayatır. “Hemen cevap ver”, “kısa tut”, “geç”. Derin sohbetler yerini emojilere, uzun cümleler “görüldü”lere bıraktı. İletişim artıyor gibi görünürken, bağlar zayıflıyor.

Hızlı Tüket, Çabuk Sıkıl

Dijitalleşmenin belki de en görünmeyen ama en yıkıcı etkisi: Tahammülsüzlük. Bir şarkı ilk 10 saniyede sarmıyorsa geçiyoruz. Bir video yavaşsa kapatıyoruz. Bir insan hemen heyecan vermiyorsa sıkılıyoruz.

Her şey hızlanınca, biz yavaş olan her şeye tahammül edemez hale geldik. Oysa hayatın kendisi yavaş. Anlamak zaman ister, bağ kurmak emek ister. Dijital gerileme, sabrı lüks haline getirdi.

Asıl Soru

Sorun dijitalleşme değil. Sorun, düşünmeden dijitalleşmek. Üretmeden tüketmek. Seçmeden kabullenmek.
İlerlemek için teknoloji yeterli değil; bilinç gerekir. Aksi halde en gelişmiş çağda yaşayıp, en sığ noktaya savrulmak işten bile değil.

SEÇKİN DEMİR
Görüşleriniz İçin: seckinndemirr@gmail.com