Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Sosyal Medya

Die Welt: İsrail - Türkiye rekabeti – “Sıradaki biz olabiliriz”

Die Welt: İsrail - Türkiye rekabeti – “Sıradaki biz olabiliriz”
69184 Hit

 (Berlin, Yasin Baş). Alman “Die Welt” gazetesinde Carolina Drüten imzasıyla yayımlanan analizde, Ortadoğu’daki krizin Türkiye ile İsrail arasındaki yapısal rekabeti yeniden gün yüzüne çıkardığı belirtildi. Yazıda, iki ülkenin bölgesel güç olma yarışında birbirini giderek artan oranda tehdit olarak algıladığı ve silahlı çatışma ihtimalinin büyüdüğü ifade edildi. Metropoll araştırma şirketinin anketine atıfta bulunulan yazıda, Türk halkının neredeyse yarısının hükümetin İran savaşı sürecindeki politikalarını başarılı bulduğu belirtildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İslamabad’daki görüşmelerin hazırlıklarına dahil olduğu ve ABD-İran diyaloğu için Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan ile dörtlü toplantıya katıldığı hatırlatıldı.

Analizde, Türkiye’nin bir yandan diplomasi trafiği yürütürken diğer yandan İran savaşının üçüncü tarafı İsrail’e yönelik sert söylemlerini sürdürdüğü vurgulandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11 Nisan’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da aralarında bulunduğu 35 kişi hakkında Gazze’ye yardım götüren uluslararası bir konvoya yönelik saldırdığı nedeniyle iddianame hazırladığı hatırlatıldı. Netanyahu’nun buna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “İran’a yardım ediyor” suçlamasının ardından Ankara’nın da Netanyahu’yu “Hitler” olarak nitelendirdiği ifade edildi.

📲 Bizi WhatsApp Kanalımızdan Takip Edin

Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.

👉 WhatsApp Kanalına Katıl

Rekabetin nedenleri

Die Welt’in analizinde, Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin temel farklı stratejik hedeflerden kaynaklandığı belirtildi. İsrail’in İran rejimini ya devirmek ya da zayıflatmak istediği, bunun oluşturacağı kaos ve güç boşluğunu göze aldığı ifade edildi. Buna karşılık Türkiye’nin, İran’ın çökmesi halinde sözde ‘Kürt’ hareketinin güçlenmesinden ve 90 milyonluk İran’dan gelebilecek yeni göç dalgalarından endişe ettiği için bu senaryoyu istemediği belirtildi. Benzer bir rekabetin Suriye’de de yaşandığı vurgulandı. Türkiye’nin yeni yönetim altında istikrarlı ve merkezi bir Suriye’yi desteklediği, İsrail’in ise yeni sözde ‘İslamcı’ yönetime güvenmediği ve zayıf, merkezi olmayan bir Suriye’nin kendi güvenliği için daha avantajlı olduğu kaydedildi.

“Sıradaki hedef Türkiye”

Yazıda, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın mart ayında yaptığı “İsrail, İran savaşından sonra yeni bir düşman olmadan yaşayamaz” açıklamasına yer verildi. Türkiye’nin “sıradaki hedef” olarak görüldüğü ve İsrail’in “Türkiye’yi yeni düşman ilan etmeye çalıştığı” belirtildi. Yazıdan ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024’teki “İsrail Gazze’den sonra gözünü Türkiye’ye dikecek” sözleri de hatırlatıldı. Türk kamuoyunda da bu anlatının karşılık bulduğu, Pew araştırma şirketinin anketine göre Türklerin yüzde 93’ünün İsrail’e karşı olumsuz görüşe sahip olduğu ve üçte birinden fazlasının İsrail’i en büyük tehdit olarak gördüğü aktarıldı.

“Türkiye yeni İran olabilir”

Carolina Drüten yaptığı analizde, güvensizliğin karşılıklı olduğunu da ifade ederek, İsrail merkezli “Jerusalem Post“ gazetesinde İsrailli sözde ‘analist’ Yoni Ben Menachem’e atıfla, “Türkiye yeni İran’dır” değerlendirmesine de yer verdi. Die Welt gazetesi, Menachem’in, İran’ın zayıflamasıyla oluşacak boşluğu Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile birlikte “Sünni güç bloğu” kurarak doldurmaya çalışacağı görüşüne de yer verdi. Yazının sonunda, bu rekabetin geçici bir anlaşmazlık değil, iki bölgesel güç arasında giderek artan ve nihayetinde doğrudan çatışmaya dönüşme riski taşıyan stratejik bir karşıtlık olduğu vurgulandı.

 Kaynak

https://www.welt.de/politik/ausland/plus69e245d6dc420b7f69a88e11/israel-vs-tuerkei-als-naechstes-dran-der-gefaehrliche-wettbewerb-der-regional-giganten-im-nahen-osten.html