Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Sosyal Medya

Avustralya üniversitelerinde ayrımcılık raporu endişe yarattı

Avustralya üniversitelerinde ayrımcılık raporu endişe yarattı
13803 Hit

Avustralya’da yapılan kapsamlı bir araştırma, üniversitelerde ırkçılığın münferit olayların ötesine geçerek yerleşik ve sistematik bir sorun haline geldiğini ortaya koydu.

76 binden fazla kişi katıldı

📲 Bizi WhatsApp Kanalımızdan Takip Edin

Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.

👉 WhatsApp Kanalına Katıl

Araştırma, Avustralya İnsan Hakları Komisyonu (AHRC) tarafından yürütüldü. Ülke genelindeki 42 üniversitede 76 bini aşkın öğrenci ve personelin katıldığı anket çalışmasında, ırkçılığın yaygınlığına ilişkin çarpıcı bulgular elde edildi.

Belirli gruplar daha fazla etkileniyor

Sonuçlara göre Afrika, Asya, Maori, Orta Doğu, Yahudi, Müslüman, Filistin ve Pasifika kökenli öğrenciler ile üniversite çalışanları, ırkçı tutum ve davranışlara daha yüksek oranda maruz kalıyor.

Katılımcıların yüzde 70’i dolaylı biçimde ırkçılık deneyimlediğini belirtirken, yüzde 15’i üniversite ortamında doğrudan ırkçılığa uğradığını ifade etti.

Yahudi ve Filistinli katılımcıların yüzde 90’dan fazlası ayrımcılığa maruz kaldığını bildirirken, Çinli, Yahudi, Orta Doğulu ve Kuzeydoğu Asyalı katılımcıların yüzde 80’inden fazlası benzer deneyimler yaşadığını aktardı.

Şikayet mekanizmalarına güven düşük

Doğrudan ırkçılığa uğrayanların yalnızca yüzde 6’sının resmi şikayette bulunduğu belirtildi. Katılımcılar, olası olumsuz sonuçlardan çekindikleri için çoğu zaman durumu bildirmediklerini dile getirdi.

Irkçılıkla karşılaşan öğrenci ve personelin yüzde 60 ila 80’i ise mevcut şikayet sistemlerinden memnun olmadığını kaydetti.

“Bireysel değil, yapısal bir sorun”

AHRC, ülkedeki tüm üniversitelerde benzer oranların görülmesinin, sorunun münferit olaylardan ziyade yapısal bir nitelik taşıdığını gösterdiğini bildirdi.

Komisyon yetkililerinden Giridharan Sivaraman, bulguların son derece kaygı verici olduğunu belirterek üniversitelerin güvenli ve kapsayıcı bir ortam oluşturma sorumluluğunu yerine getirmekte yetersiz kaldığını ifade etti.

Sivaraman, araştırmanın sonuçlarının bireysel davranışlardan ibaret olmadığını, sistematik bir problemle karşı karşıya olunduğunu ortaya koyduğunu vurguladı.